KRİZİ FIRSATA ÇEVİREBİLİRSİNİZ, BU HiÇTE ZOR DEĞİL…

KRİZİ FIRSATA ÇEVİREBİLİRSİNİZ, BU HiÇTE ZOR DEĞİL…

19 Kasım 2018 - 15:55

Elbette herkes dalgalı denizler gemisini sahil-i selamete çıkaracak başarılı bir kaptan olmayabilir. Ancak bazı kişiler, bu krizlerle şaşırtıcı bir şekilde başa çıkabilirler. Bitmek tükenmek bilmeyen zorluklar silsilesini avantaja çeviren bireyler başarılı girişimcilerdir. Karşılarına çıkan engeller onları daha da güçlendirir ve başarılarını arttırır. Başkaları paniğe kapılırken (ya da büyük maddi zarara girerken) onlar sakinliğini korur, duruma el koyar ve tüm fırsatları değerlendirirler. Bu tür engellerle karşı karşıya kalan girişimciler, uluslararası bir markanın yöneticisinin dediği şu cümlelerle açıkladığı bir dönüşüm sürecine girerler:
Krizler, kötü şirketleri batırır. İyi şirketler, krizleri atlatır. Büyük şirketler ise krizler sayesinde gelişirler.
 
Türkiye’ de insan ömrü ortalaması 72 sene. Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’ de şirket yaş ortalaması 10-12 sene. Buna karşılık uluslararası şirketlerin ortalama yaşı 40-50 sene. Buna Forbes 500 şirketleri de dahil.
En uzun ömürlü şirketler ortalama 20 yıl ile kolektif şirketler, en kısa ömürlü şirketler ise ortalama 4 yıl ile şahıs işletmeleri. Kapanan şirketlerin yalnızca % 18’ i 40 yıldan uzun süre ayakta kalabildi. Bizde durum böyle iken Dünyada durum nasıl, bütün dünyada şirketlerin yaşam süresi kısalıyor. Süre Almanya’da 18, Fransa’da ise 9 yıla kadar indi. Türkiye’de ise işletmelerin yüzde 80'i 5’inci yılına, yüzde 96’sı 10’ıncı yılına ulaşamıyor.

Türkiye’ de şirket kapanma nedenlerinin başında ise iflas geliyor. Yine bu araştırmaya göre, Türkiye’ de şirket iflaslarının üç temel nedeni var. Birincisi işin gerektirdiği sermayeden yoksun olarak işe başlamak, ikincisi iş modelinin ve değer önerilerinin farklılık yaratacak şekilde tasarlanmaması, üçüncüsü de kötü yönetim. Faaliyet senesi de olarak da 7 sene altı kritik gözüküyor. Alacak riskinin ölçülmesinde müşteri şirketin faaliyet yaşı 7 senenin altındaysa daha özel bir dikkat gerektiriyor.

Günümüzde yaşanan ekonomik krizlerin ve globalleşmenin yarattığı ağır rekabet koşulları işletmeleri stratejik kararlar almaya zorlamaktadır. Bu kararlar işletmelerin geleceklerini belirlerken, yaşam sürelerini, biçimlerini şekillendirmektedirler. Dünya ekonomisinde ve ülkemizde önemli bir yere sahip olan aile şirketleri de varlıklarını nesiller boyu sürdürebilmek için çeşitli stratejik adımlar atma yoluna gitmişlerdir. Aile şirketlerinin en büyük sorunu olan şirketin nesilden nesile sürememesi ve/veya dağılması bundan dolayı işletmenin büyüyememesi ve ağırlaşan rekabet koşulları altında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasıdır. Bundan dolayı aile şirketleri, bu teze konu olan iki unsurun, kurumsallaşma ve markalaşma, ışığında stratejik kararlar alma eğilimindedirler. Kurumsallaşma bir işletmenin kişilere bağlı olmadan varlığını devam ettirmesini amaçlarken, markalaşma ürün ve/veya hizmetin tüketici tarafından her bakımdan tercih sebebi olmasını amaçlamaktadır. Ancak her iki unsurun da ortak bir noktası işletmenin varlığını güçlü bir şekilde devam ettirebilmesini destekliyor olmalarıdır.
 
Bu iki unsur kimi işletmelerde beraber görülmekle birlikte, stratejik açıdan kuruluş aşamasında öncelik sıraları bulunmakta kimi zaman bir diğerine geçiş yapılamamaktadır. İşletmelerin kuruluş aşamasından sonra atmaları gereken en önemli adımlardan biri de burada karşılarına çıkmaktadır. İşletme önce kurumsallaşmalı mı, markalaşmalı mıdır? Yapılan çalışmalarda da, bu stratejik sorunun cevabı aranırken, süreci etkileyen faktörler ele alınarak, markalaşma, kurumsallaşma unsurları açıklanmış, aile şirketlerinde markalaşma ve kurumsallaşma süreçleri incelenmiş ve genel olarak şu kanıya varılmıştır. Firmalarımız maalesef sağlıklı olmayan önce markalaşma, sonra kurumsallaşma yolunu izlemektedirler.
Bu durumun bir sonucu olarak da finansal sıkıntılar ve darboğazlar yaşamaktadırlar.
Ülkelerin genel finansal problemleri ve ayrıca yukarıda sayılan sağlıklı büyüyememe sorunları alt alta geldiğinde kaçınılmaz olan kriz durumları girişimci için krize hazırlanmak ve risk yönetmek çok çok önemlidir. Pazarını iyi okumak (hiss-i kable'l-vuku-önsezi-altıncı his), pazar araştırmak ve yeni pazarlarlar edinmeye çalışmak özellikle bu durumda ihracat yapmak ve ihracatı hedeflemek en önemli bir durum haline gelmektedir. Yine son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelen ve dünya genelinde pazar büyüklüğü 800-900 milyar $ olan internet şirketleri ve sanal ticaret yapmak da firmalarımız için bir çıkış yolu ve yeni mecralar olmak durumundadır. Maalesef üzülerek ifade etmek gerekir ki firmalarımız bu yeni mecrayı hiçte iyi kullanmamaktadırlar. Türkiye’nin bu pastadan aldığı pay 80 milyon $ civarındadır. Yani kişi başı 1 $ bile değildir. Estonya da bu rakam 250 $ civarındadır.

Bir diğer önemli konu yine risk almak ve risk hesaplamaları yapmaktır bu da bilimsel verilere dayanan ve analiz konularında profesyonel danışmanlık almak şeklinde de olabilir. Burada asıl amaç riski minimize etmek olmalıdır yoksa geleneksel yaklaşım metodu olan kervan yolda düzülür anlayışı kesinlikle tercih edilmemelidir işte bu risk analizine hesaplanabilir risk denilmektedir. Girişimcinin ortaya koyacağı ticari refleks işletmesini başarılı bir şekilde yönetme ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışını sağlayacaktır.

Özetle ifade etmek ve konuyu toparlamak gerekirse girişimcilerimiz ve işletmelerimiz böyle durumlarda “Senin dışında gelişen tüm olayları şu anda kabullen” pozisyonunda olmalıdır. Yazımızın başında ne demiştik dalgalı denizlerde gemisini yüzdürmek maharet ister herkesin becerebileceği bir durum değildir. Öyleyse; 1. Serinkanlılığınızı koruyun. 2. Bakış açınızı değiştirin. 3. Kuralları umursamayın. 4. Öngörülü davranın. 5. Karlı müşterilerden iş almaya çalışın. 6. Daha çok müşteri bulmak için internet sitenizi kullanın. 7. Olası müşterileriniz için önemli olan şeyleri bulun ve onları kaybetmemeye çalışın. 8. İmkânlar dâhilinde işinize yatırım yapmaya çalışın. 9. Teşvikleri kullanın. 10. Mutlaka reklam verin. 11. Mutlaka ihracat yapın veya yapmayı denemekten korkmayın.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya işletmenin hikâyelerine tanık oluyoruz.
 
Krizin Sunduğu Fırsatlar
– Kriz strateji değişiklikleri için uygun dönemler olabiliyor.
– Kriz döneminde uygun fiyatlı ürünlere yönelim artıyor. Bu durum alt markaların öne çıkmasını sağlıyor.
– Alışveriş merkezleri ve işyeri kiralarındaki düşüş, firmaların buralarda daha kolay yer bulmasını sağlıyor.
– Hızlı üretim ve kaliteli ürün isteyen Avrupa ülkeleri Uzakdoğu yerine Türkiye’ye yönelebilir.
– Farklı, yenilikçi, katma değer sağlayan ürünler öne çıkıyor.
– İşler iyi giderken rakipler artarken, kriz dönemlerinde eliminasyon artıyor.
– Tüketici sıkıntıda olduğu dönemde yanında olan markayı daha çok sahipleniyor.
Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen işletmeleri incelediğimizde hepsinin ortak noktası, bu işletmelerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyorlar. Kalın Sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
VOLKSWAGEN TÜRKİYE'YE YENİ FABRİKA AÇIYOR
VOLKSWAGEN TÜRKİYE'YE YENİ FABRİKA AÇIYOR
Pamuk Deposu Tam Kapasite Doldu
Pamuk Deposu Tam Kapasite Doldu